Konuşuyoruz Ama Anlaşıyor muyuz?

Dostlar, gelin bugün modern dünyanın en büyük çelişkilerinden biri üzerine konuşalım: İletişim. Cebimizdeki telefonlar sayesinde dünyanın öbür ucundaki bir insana ulaşmamız sadece saniyelerimizi alıyor. WhatsApp grupları, sosyal medya yorumları, bitmek bilmeyen e-postalar... Kağıt üzerinde bakıldığında, insanlık tarihinin en çok "iletişim kuran" döneminde yaşıyoruz. Peki, gerçekten öyle mi? Yoksa sadece gürültü mü üretiyoruz?


Geçen gün bir kafede yan masamda oturan iki dostun konuşmasına gayriihtiyari kulak misafiri oldum. Manzara tam olarak şuydu:


— "Geçen gün şirkette çok büyük bir kriz çıktı biliyor musun, müdürle birbirimize girdik..." (Gözler telefonda, parmaklar ekranda harıl harıl çalışıyor.)

— "Hadi ya, tüh... (O da kendi telefonuna bakıyor, başını bile kaldırmadan devam ediyor) Eee, sonra ne oldu?"

— "İşte ben de istifa etmeyi bile düşündüm bir an."

— "Çok iyi yapmışsın valla, bence de haklısın. Bak ne diyeceğim, şu Instagram'da sana gönderdiğim videoyu gördün mu? Komedi ya!"


Bu diyalog size de bir yerlerden tanıdık geldi mi? Karşıdaki insan hayatını etkileyecek bir karardan, içindeki bir fırtınadan bahsediyor; ama diğerinin aklı ve gözü çoktan dijital dünyanın o pırıltılı akışına kapılmış gitmiş. İşte tam o an fark ettim ki, bizler artık birbirimizle konuşmuyoruz; sadece kendi yankı odalarımızdan dışarıya ses dalgası fırlatıyoruz. Karşıdakinin ne dediğini anlamak, onun hissini paylaşmak için değil; sadece kendi sıramız gelip cevabımızı yapıştırmak ya da konuyu geçiştirmek için dinliyoruz.


Eskilerin o meşhur "gönül gözüyle dinlemek" dedikleri bir kavram vardı, hatırlar mısınız? İki insan karşı karşıya oturduğunda sadece kelimeler konuşmazdı. Gözlerin parlaması, ellerin duruşu, araya giren o sıcak sessizlikler bile bir şeyler anlatırdı. Şimdilerde ise iletişimi sadece emojilere, ses kayıtlarına ve ekran arkasına sığınılan kısa mesajlara indirgedik. Karşımızdakinin ses tonundaki o kırgınlığı ya da heyecanı hissetmeden, sadece ekrandaki soğuk harfleri okuyoruz.


En acısı da ne biliyor musunuz? İletişim araçlarımız arttıkça, yalnızlığımız da aynı oranda büyüyor. Çünkü "bağlantıda olmak" (online olmak), "bağ kurmak" ile aynı şey değildir. Bir insanla aynı anda internette olmak bizi ona yakınlaştırmaz. Bizi yakınlaştıran şey; yargılamadan, telefon ekranına bakmadan, zihnimizi tamamen ona açarak kurduğumuz o samimi diyaloglardır.


Bugün binlerce takipçimiz, yüzlerce mesaj grubumuz olabilir. Ama canımız sıkıldığında gecenin bir yarısı çekinmeden arayıp "Sesini duymaya ihtiyacım vardı" diyebileceğimiz kaç kişi var hayatımızda? İletişimin kalitesi, ulaştığımız insan sayısıyla değil, dokunabildiğimiz yürek sayısıyla ölçülür.


Gelin bugünden itibaren iletişimi bir yarış ya da bilgi aktarımı olmaktan çıkaralım. Bir dostunuzla konuşurken o sihirli cihazları cebinizden çıkarmayın. Bırakın mesajlar biraz geç yanıtlasın, bildirimler beklesin. Karşınızdaki insanın gözlerine bakın ve ona şu sessiz mesajı verin: "Şu an buradayım, seni duyuyorum ve değer veriyorum."


Çünkü samimi bir bağ kurmak, modern dünyanın bize sunduğu tüm teknolojilerden çok daha değerlidir. 


Sizce de hakiki sohbetlerin sıcaklığını biraz özlemedik mi?

Sohbet Chat

Sohbet Geveze Chat Mobil Metin Seviyeli Muhabbet Android Sohbet Tablet Chat Faaliyet ve topluluklar: Sohbet Geveze Chat Mobil Metin Seviyeli Muhabbet Android Sohbet Tablet Chat Muhabbet Chat Arkadaş Sohbet Online Yazılı İPhone Sohbet Anonim Chat. https://sansarkrall.blogspot.com

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski

Popular Items